Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi tarafından yazılmış tüm yazılar

Okunması Önerilen Yazılar

Yayımlandıkları andan itibaren, okunması önerilen yazılar en fazla okunan ve sosyal ağlarda en fazla paylaşılan yazılar olup, blogların adeta lokomotifleri olmuşlardır. Bu yazılar sayesinde bloglar, ziyaretçi sayılarını arttırmakta ve onlara devamlı takip eden

okuyucular kazanmaktadırlar. Çeşitli tarihlerde yayımlanmış ve popüler olmuş bu yazılardan bazıları, kısa özetleriyle aşağıda sunulmaktadır…

Okunması Önerilen Yazılar

Sosyal Ağlardaki Kelime Kısaltmaları
internet kelime kısaltmaları-1İnternetin yazı dili üzerinde büyük etkisi bulunmaktadır. Çağın gereği hızın giderek önem kazanması, insanları daha hızlı yazmaya yönlendirmekte, bunun sonucunda sosyal ağ kullanıcıları doğru yazım kurallarına aykırı sözler ve metinler oluşturmaktadır. Günlük konuşma dilinde kullanılan dilin internet ortamındaki yazılı sohbetlere taşınması, bu ortamlarda kullanılan dilin de günlük konuşma dilinde kullanılabileceği anlamına gelmektedir. Devamını Okuyun

Sosyalleşme Nedir ve Neden Önemlidir
sosyalleşme nedirSosyalleşme; kişinin kendi grubu ya da toplumunun değerlerini benimsemesi ve onlar gibi davranmasını öğrenmesi ya da “bireyi kişiye dönüştüren süreç” olarak ta­nımlanmıştır. Diğer bir tanımlamayla sosyalleşme; “bireyin, içinde yaşadığı toplumun normlarını, değerlerini, kendisinden beklenen rolleri, tutumları ve davranış yapılarını, toplumsal etkileşim için gerekli becerileri, benlik ve kimlik duygusunu kazanma, içinde yaşadığı kültürü içselleştirme” sürecidir. Devamını Okuyun

Dünyanın En Başarılı Eğitim Sistemi
Yazının başlığı çok mu iddialı? Şöyle mi deseydik: “Dünyanın En Şaşırtıcı Eğitim Sistemi!” Öyle veya böyle, ne deseydik bence yetmezdi. Bu yazıda okuyacaklarınız; eğitimde en yüksek başarıya ulaşmış bir sistem olması yanı sıra, öğretmen ve öğrencilerin rolleri, bazı eğitimcilerin tespitleri ile değerlendirmelerini kapsayacaktır. Şimdi; anaokulu, ilk öğretim ve lisede uygulanan “Dünyanın En Başarılı Eğitim Sistemi” ni anlatmaya başlayalım… Devamını Okuyun

En Büyük Kayıp Beyin Göçüdür
beyin-göçü1Bilim ve tekniğin gelişmesine katkıda bulunabilecek nitelikteki elemanların çalışmak üzere başka ülkelere göç etmesi olayına Beyin Göçü denir. İyi eğitilmiş elemanların daha iyi çalışma olanakları sağlayan ülkelere gitmesiyle oluşan göçlerdir. Az gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkelerin nitelikli kişilerinin sanayileşmiş ülkelere gitmesidir. Beyin gurbetçileri sadece bavullarını alıp gitmiyor. Beyin avcıları ulusal insani yatırımı temelinden söküp alıyor. Her giden beyni ile Türkiye aklını kaybediyor.
Devamını Okuyun

Sosyal Medyayı Doğru Kullanmak
sosyal medyayı doğru kullanmakSosyal medyanın tanımı, “Web 2.0’ın kullanıcı hizmetine sunulmasıyla, tek yönlü bilgi paylaşımından, çift taraflı ve eş zamanlı bilgi paylaşımına ulaşılmasını sağlayan medya sistemi” olarak açıklanmıştır. Zaman ve mekan sınırlaması olmadan (mobil tabanlı), paylaşımın, tartışmanın esas olduğu bir insani iletişim şeklidir. Lafı fazla uzatmadan, bu konuda yazılmış harika bir yazının bir bölümünü paylaşmak istiyorum. Devamını Okuyun

Algı Yanılması Örnekleri
Gözlerimiz belli kurallar çerçevesinde çalışan organlarımızdır. Gözler, saniyede 25 – 30 görüntü karesini yakalar ve beynimize iletirler. Gözlerimiz algı gecikmesi sebebiyle de yanılırlar. Örneğin bir resme bakarken, resmin bir noktasından öbür noktasına (önceki baktığımız bölgenin görüntüsünün halen gözümüzden izi gitmeden) diğer bir noktasına bakmaya başlarsak, algı gecikmesi yaşar ve farklı şeyler görebiliriz. Şimdi algı yanılsamalarının ne olduğunu ve örneklerini görelim. Devamını Okuyun

Cesaret Nedir ve Neden Önemlidir
cesaretKısaca cesaret; “korku, acı, risk, belirsizlik veya tehdit ile başa çıkabilmek amacıyla gösterilecek yiğitlik, kararlılık, ataklık ve dayanıklılık yeteneğidir.” Cesaretin ne olduğunu tam olarak algılamak için, önce insanı cesaretli olmak durumunda bırakan korkunun ne olduğunu anlamak gerekir. Korku belirli bir ağrı veya tehdit olarak algılanan bir tehdit sonucunda, uyarıcı bir tepki olarak ortaya çıkan yaşamsal bir mekanizmadır.Korku görünüşte evrensel bir duygudur. Herkes bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde çeşitli korkulara kapılabilir. Devamını Okuyun

Srebrenitsa: Soykırımın Mavi Kelebekleri
11 Temmuz 1995, Srebrenitsa’da 8 binden fazla Müslümanın katlediliş tarihidir. Bugün bu soykırımın 22 nci yıl dönümüdür. Bosna Srebrenitsa’da Sırplar tarafından katledilen Müslümanların gömüldükleri toplu mezarlar hala aranmaktadır. Bulunan 370 toplu mezarın çoğu, ”Mavi Kelebekler” İzlenerek saptanmıştır.Bosnalılar savaş sonrasında hep bu kelebekleri takip ettiler… Biliyorlardı ki; bu kelebekler tek bir çiçeğin üzerine konuyordu. Ve o çiçek sadece Bosna’daki toplu mezarların üzerinde çıkıyordu. Bu çiçeklerin adına… Devamını Okuyun



Lütfen blogda gördüğünüz hataları bildirin
Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…
Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi :
Kimdir? | Google’da Dedegi  
Kendisini aşağıdaki hesaplardan takip edebilirsiniz :
Facebook | Google+ | quup | YouTube | Twitter 

Sanat Harikası Danteller

Bugünkü yazıda sizlere bazıları bir dosttan gelen, diğerlerini Google görsellerde bulduğum sanat harikası danteller sunacağım. Önce dantelin ne olduğunu kısaca açıklayalım. Dantel, (Fransızca dentelle) her türlü iplikle örülen veya bir kumaşın

kenarına işlenen, türlü biçimde ince ve ağ görünümünde örgü çeşididir.
Dantelin masa örtülerinden, giyim ürünlerine geniş bir kullanım alanı vardır. Dantel tarihimizde de önemli bir yer teşkil etmektedir. Yörelere göre değişkenlik gösteren dantel çeşitleri sayesinde o yörenin kültürünü bir nebze olsun tarihçilerin anlamasında yardım olmuştur.
Dantel ve oya, ipliklerin ağ gibi bir doku oluşturacak biçimde iğne, mekik ya da tığla örüldüğü, genellikle motiflerle bezeli bir örgü türüdür. Dantel üretiminde bugün pek çok yapay elyafın da kullanılmasına karşılık en çok keten, pamuk ve ipek kullanılır. Kaynak : Wikiwand

Evlerimizin vazgeçilmez süslemelerinden olan, birçok sanatçı yanı sıra kadınların ilmik ilmik ve sabırla ördükleri dantel örneklerini görelim…

Sanat Harikası Danteller











TEŞEKKÜR : Görsellerin bazılarını ileten sayın Taner Vidinligil.

Lütfen blogda gördüğünüz hataları bildirin
Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…
Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi :
Kimdir? | Google’da Dedegi  
Kendisini aşağıdaki hesaplardan takip edebilirsiniz :
Facebook | Google+ | quup | YouTube | Twitter 

Arama Motoru Optimizasyonu Araçları

Arama Motoru Optimizasyonu (SEO-Search Engine Optimization) sitelerin içerikleri ile ilgili konularda, arama motorlarında yapılan aramalar sonucunda ziyaretçi akışını sağlayan ve arama motorlarında site ve blogların üst sırada görünecek Web sayfaları

oluşturma sürecidir.
Şimdi sizlere herhangi bir web sitesi için arama motoru optimizasyonu işlemlerine yardımcı olacak çok sayıda mükemmel araçları sunacağım.
Web sitesi ve blogları olanların, bu araçlara  ücretsiz olarak ulaşmaları mümkün.

Arama Motoru Optimizasyonu Araçları

Arama Motoru Sıralaması

Robot Kaynakları

Alan Adı Araştırma

Yararlanılan Kaynak : Weblenek
Arama Motoru Optimizasyon Araçlarının Tamamı

Diğer Araçlar


Lütfen blogda gördüğünüz hataları bildirin
Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…
Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi :
Kimdir? | Google’da Dedegi  
Kendisini aşağıdaki hesaplardan takip edebilirsiniz :
Facebook | Google+ | quup | YouTube | Twitter 

İklim Değişikliğinin Tehlikeleri

Küresel iklim değişikliği ya da diğer ifade ile küresel ısınma etkisindeki değişimler, atmosferde aşırı olarak yoğunluğu artan sera gazları nedeniyle ortaya çıkmaktadır.  İklim değişikliğinin tehlikeleri Dünya genelinde her geçen gün artan nüfusla birlikte

oluşan açlık sorunu ve tüketim çılgınlığı artmış, insanların ihtiyaç duyduğundan daha fazlasını elde etme isteği sebebiyle bu tüketim isteği, ciddi boyutlara ulaşmıştır. Küresel iklim değişikliği ise bugün dahi etkileri hissedilen bir boyutta olup, korkunç kirliliğin devam etmesi durumunda çok daha kötü felaket senaryolarının açığa çıkmasına neden olacaktır.

İklim Değişikliğinin Tehlikeleri

İklim Değişikliğinin Önemi

İklim değişikliği yalnızca sayılı maddelere değil aynı zamanda insan sağlığına da ciddi olarak etki eder. Sağlık hizmetleri aksamaya başlar, doğrudan insan yaşamını tehdit eder, yeni ve farklı sağlık sorunlarıyla birlikte var olan problemlerin daha etkin ve ciddi sorunlar doğurmasına sebep olur.

İklim Değişikliğinin Nedenleri

Küresel iklim değişikliği, başta nüfus artışı olmak üzere bir dizi sorun ve değişim nedeniyle ortaya çıkmaktadır. Günümüzde artan enerji ihtiyacı, enerji tüketimi ve bu döngünün sağlanmak zorunda oluşu, toprakların bilinçsiz bir şekilde kullanılmaya devam edilmesi ve sanayileşme hareketleri, iklim değişikliklerinin temel nedenleri arasındadır.

İklim Değişikliğinin Sonuçları

Küresel iklim değişikliği isminden de anlaşılacağı üzere kitlesel bir değişimin belirli alalarda etkili olmasıyla görülmektedir. Bu etki sonucunda ise;
– Buzullar erimeye başlayacak, yağmur miktarlarında önemli bir artış yaşanacaktır.
– Erimeyle birlikte denizlerde su seviyesi yükselirken fırtına ve sel kaynaklı hasarlar artacaktır.
– Buharlaşma, kuraklık ve çölleşme ise bu değişimin önemli diğer etkileri arasında bulunur.

İklimin Değiştiği Bir Dünya’da Bizi Neler Bekliyor?

İklim değişikliğinin en önemli sonucu dünyanın ortalama sıcaklığının artmasıdır. Dünyanın ortalama sıcaklığının artması ile birlikte sıcak hava dalgalarının şiddeti de artar. Yani sıcaklıklar belirli bir bölgede ortalama sıcaklıkların çok çok üzerinde seyretmeye başlar.
Ortalama sıcaklıkların artmasının bir başka sonucu buharlaşmanın artmasıdır. Yani sıcaklıklar ne kadar artacak olursa denizler göller ve buralardaki su gittikçe daha fazla buharlaşır.
Bu fazla buharlaşan su daha fazla yağmura, sele, toprak kaymasına, okyanusta kasırgalara yol açar.
Yoğun buharlaşmanın iki olumsuz etkisi var: Önce iki yağış arasındaki süre artar, yani kuraklık gerçekleşir. Sonra yağış geldiği zaman yağan yağmurun miktarı artar, yani sağanak yağmurlar başlar. Bu iki artış, dünyayı olumsuz etkiler.
İklim değişikliğinin en önemli sonuçlarından biri de Kuzey Kutbu ve Güney Kutbu’ndaki buzulların erimesinden dolayı deniz seviyesinde görülebilecek yükselmedir.
Bu yükselme bütün buzullar eridiğinde kıyı kesimler için ciddi bir toprak kaybına yol açacaktır.
Her ne kadar kutup ayılarının yaşamlarının tehlike altında olmasından endişe etsek de, iklim değişikliğinin ülkemizi ilgilendiren sonuçlarına ayrıca odaklanmamız gerekir. Ülkemizde iklim değişikliğinin en kötü sonucu kuraklık, tarım alanlarının kaybı, ortalama sıcaklıkların artması ve şiddetini artıran fırtınalardır.

İklim Değişikliğinin Türkiye’deki Etkileri

Ülkemizin de içerisinde yer aldığı Akdeniz Havzası, küresel iklim değişikliğine karşı yerkürenin en hassas bölgelerinden birisidir. Akdeniz Havzası’nda gerçekleşecek 2°C’lik bir sıcaklık artışı, beklenmeyen hava olayları, sıcak hava dalgaları, orman yangınlarının sayısında ve etkisinde artış, kuraklık ve bunlar dolayısıyla biyolojik çeşitlilik kaybı, turizm gelirlerinde azalma, tarımsal verim kaybı ve en önemlisi kuraklık olarak etkilerini hissettirecektir.

Dünya Doğayı Koruma Vakfı, World Wide Fund for Nature (WWF)Türkiye’nin gerçekleştirdiği Türkiye’nin Yarınları Projesi Sonuç Raporu’na göre iklim değişikliğinin başlıca etkileri şöyle olacak:

• Sıcaklık artışı 2030’lu yılların sonuna kadar sınırlı kalacak, bu dönemden sonra hızlı bir artış gözlenecek,
• Mevsimsel ve bölgesel farklılıklar göstermekle beraber sıcaklık artışının kış mevsiminde 4°C, yazın ise 6°C civarına ulaşması bekleniyor (1960-1990 döneminde göre),
• Kış yağışlarında Türkiye’nin genelinde azalma görülürken bir tek Kuzey Anadolu’nun doğu yarısında yağışlarda artış görülecek.

2011 yılında yayımlanan İklim Değişikliği Ulusal Eylem Planı da, Türkiye’de yıllık ortalama sıcaklığın gelecek yıllarda 2,5°-4°C artacağını, artışın Ege ve Doğu Anadolu Bölgeleri’nde 4°C’yi, iç bölgelerinde ise 5˚C’yi bulacağını öngörürken, Türkiye’nin yakın gelecekte daha sıcak, daha kurak ve yağışlar açısından daha belirsiz bir iklim yapısına sahip olacağını ortaya koyuyor.

İklim Değişikliği Eylem Planı, Türkiye’nin özellikle su kaynaklarının azalması, orman yangınları, kuraklık ve çölleşme, bunlara bağlı ekolojik bozulmalar gibi olumsuz etkilerden önemli ölçüde etkileneceğini öngörüyor.

İlgili Yazı : Hong Kong’daki Çevre Faciası

Yararlanılan Kaynaklar :
Nedenleri Önemi Sonuçları
Dünya Doğayı Koruma Vakfı (WWF)

Lütfen blogda gördüğünüz hataları bildirin
Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…
Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi :
Kimdir? | Google’da Dedegi  
Kendisini aşağıdaki hesaplardan takip edebilirsiniz :
Facebook | Google+ | quup | YouTube | Twitter 

Yapay Zekanın Değiştirecekleri

Bilgisayar Bilimleri’nin önemli ve popüler bir alt-çalışma (bilim) alanı olan eğitimde yapay zeka ve yapay zekanın değiştirecekleri, bilgisayar ortamında kullandığımız akıllı yazılımlar ile günlük hayatta kullandığımız akıllı makineler‘in inşası

aşamasında kullanılan matematiksel algoritmalar ile mantıksal algoritmalar‘dır.
Yapay zeka denildiğinde akla ilk olarak insan beyni gibi algılayabilen ve düşünebilen bilgisayar sistemleri gelmektedir.
Yapay zeka sistemlerinde amaç, elektronik makineler aracılığıyla insan zekasını taklit etmektir.

Zeki öğretim sistemleri olarak da adlandırılan yapay zeka teknolojileri‘nin neleri geliştirip değiştireceğinin başlıklarına bakalım :
– Görüntü tanıma teknolojisi sistemleri,
– Ses tanıma teknolojisi sistemleri,
– Parmak izi tanıma teknolojisi sistemleri,
– İmza doğrulama teknolojisi sistemleri,
– Duyguları ölçme teknolojisi sistemleri,
– Güvenlik teknolojisi sistemleri,
– İnsansız kargo araç ve robotları teknolojisi sistemleri,
– Otonom (sürücüsü olmayan araçlar) teknolojisi sistemleri
ve daha bir çok sistem geliştirilecektir…

Sağlık alanında ne gibi değişiklikler bekleniyor :

– Fotonik, biyolojik, moleküler, atomik ve kuantum bilişim mimarileri,
– Genomik çalışmalar, kök hücre çalışmaları, suni organlar, suni ekstremiteler,
– Kontrollü sinir hücreleri üretimi, nöral çip implantları,
– Telesağlık, mobil sağlık uygulamaları…



Daha ileri okuma :
Eğitimde yapay zeka dönüşümü
Yapay Zeka Algoritmaları ve Uygulama Alanları
Geleceğin Sağlık Dünyasında Bizi Neler Bekliyor?

Lütfen blogda gördüğünüz hataları bildirin
Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…
Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi :
Kimdir? | Google’da Dedegi  
Kendisini aşağıdaki hesaplardan takip edebilirsiniz :
Facebook | Google+ | quup | YouTube | Twitter 

Dünyanın En Yaşanılası Şehirleri

İngiliz Economist dergisinin; dünyanın en yaşanılası şehirleri konusundaki 2017 küresel raporuna göre Avustralya’nın Melbourne şehri, yedinci kez en yaşanılası şehir olarak seçilmiş. Küresel Yaşanılabilirlik Raporu, dünyadaki 142 şehrin istikrar, sağlık

bakımı, kültürel çevre, eğitim ve altyapısı değerlendirilerek hazırlanıyor. Raporda İstanbul 122. sırada yer almış. Ayrıca Türkiye; Suriye, Irak ve Libya’yla beraber, silahlı çatışmaların yaşam kalitesini en çok etkilediği ülkeler arasında gösterilmiş.  Türkiye ile birlikte Avustralya, Bangladeş, Belçika, Fransa, Pakistan, İsveç, İngiltere ve ABD, terör saldırılarının önemli oranda sıklaştığı coğrafyalar arasında yer almış.

Şimdi en yaşanılası şehirler ile en kötü şehirler konusunu toplu olarak görelim…

Dünyanın En Yaşanılası Şehirleri

En Yaşanılası Şehirler


Economist dergisinin yıllık raporuna göre Melbourne şehri  en yaşanılası şehir seçilmiş.

Melbourne şehrini Avusturya’nın başkenti Viyana (üstteki fotoğraf), Kanada’nın başkenti Vancouver ile ülkenin diğer şehirleri Toronto ve Calgary takip etmiş.

Küresel Yaşanılabilirlik Sıralaması



Yaşam koşullarının en kötü olduğu şehirler ise Suriye’nin başkenti Şam, Nijerya’nın Lagos, Libya’nın başkenti Tripoli, Bangladeş’in başkenti Dakka ve Papua Yeni Gine’nin başkenti Port Moresby olmuş.

Son beş yılda yaşam kalitesi en çok artan şehirler arasında İran’ın başkenti Tahran, Dubai, Fildişi Sahili’nin Abidican şehri, Zimbabve’nin başkenti Harare, Sri Lanka’nın başkenti Colombo yer almış.

En büyük düşüş yaşayan şehirler olarak; Ukrayna’nın başkenti Kiev, Suriye’nin başkenti Şam, Libya’nın başkenti Tripoli, ABD’nin Detroit şehri ve Rusya’nın başkenti Moskova sıralanmış.


ANA KAYNAK : Economist Dergisi (İng.)
YARARLANILAN DİĞER KAYNAK : BBC Türkçe

Lütfen blogda gördüğünüz hataları bildirin
Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…
Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi :
Kimdir? | Google’da Dedegi  
Kendisini aşağıdaki hesaplardan takip edebilirsiniz :
Facebook | Google+ | quup | YouTube | Twitter 

Cengiz Han’ın Şahini

Bugünkü yazımda  Korea Blog‘da yer alan Cengiz Han’ın Şahini adlı hikayeyi sunacağım. Hikaye Kazakistan’da geçiyor. Orayı ziyaret eden bir kişi, silah olarak şahinleri kullanan avcıları yakından izleme fırsatı buluyor. Bir kaç gün şahin avına

katılan kişiye, bir öğle yemeği sırasında; çok güzel ve efsanevi Cengiz Han ve Şahini Hikayesi anlatılıyor. Hikayeyi çok beğenen kişi paylaşmaya karar veriyor…

Şimdi sizlere bu hikayeyi sunuyorum…

Cengiz Han ve Şahini


Bir sabah Moğol İmparatoru Cengiz Han ile adamları avlanmaya çıkmışlar. Ona eşlik edenler ok ve yay taşırken, Cengiz Han silah olarak en çok sevdiği şahinini kolunda taşıyormuş. Şahin bütün oklardan çok daha iyi ve çok daha isabetliymiş çünkü gökyüzüne uçup insanların göremediklerini o anında görebiliyormuş.

Ancak o sabah av ekibi çok istekli olmalarına rağmen hiçbir av bulamamışlar. Hayal kırıklığına uğrayan Cengiz Han, kampa dönünce siniri ve öfkesini adamlarından çıkarmamak için onlardan uzaklaşmış ve şahinini de alıp tek başına yürüyüşe çıkmış.

Ormanda düşündüğünden daha uzun süre kalmışlar. Cengiz Han yorulmuş ve susamış. Yaz sıcağı da dereleri kuruttuğundan içecek hiçbir şey bulamamış. Araması sürerken birden önündeki kayanın üzerinden ipince bir suyun aktığını görmüş.

Şahin Suyu İçmesine Mani Oluyor


Hemen şahinini kolundan bırakmış ve yanında taşıdığı küçük gümüş kupayı çıkarıp suya uzatmış ve uzun süre dolmasını beklemiş. Suyla dolan kupayı dudaklarına götürmek isterken şahin birden havalanmış ve kupayı Cengiz Han’ın elinden kaparak uzaklaşıp yere atmış.
Cengiz Han çok öfkelenmiş, ama o en sevdiği şahinmiş, “belki o da susamıştır” diye düşünmüş. Gidip kupayı yerden almış, tozlarını silkelemiş ve tekrar suyla doldurmaya başlamış. Kupa tam yarısına kadar dolmuşken şahin yine saldırmış ve tekrar suyu dökmüş.

Şahinin Acı Sonu


Cengiz Han bu hayvanı çok seviyormuş ama hiçbir şekilde kendisine saygısızlık yapılmasını da kabul edemezmiş. Zira biri(leri) uzaktan bu durumu izliyor olabilir ve sonra hanın askerlerine; “büyük imparatorun basit bir şahini dahi eğitmekten aciz olduğunu anlatabilir” diye düşünmüş. Bu kez belinden bıçağını çıkarmış, diğer eliyle de kupayı tutup bir kez daha suyla dolmasını beklemeye başlamış. Bir gözü suda, diğer gözü ise şahindeymiş. Kupası yeterince dolduğunda hemen içmeye hazırlanmış ama o anda şahin  kanatlanıp ona doğru gelmeye başlamış. Han, tam doğru zamanda yaptığı hamleyle üzerine atılan şahini göğsünden bıçaklamış.

Şahin Cengi Han’ın Hayatını Kurtarmış


Kupadaki suyu dökülen Cengiz Han bakınca kayadan incecik akan suyun kuruduğunu görmüş. Ne pahasına olursa olsun o suyu içmeye kararlı olan han, suyun kaynağını bulmak için kayanın üzerine tırmanmış. Gerçekten de kayanın tepesinde bir su birikintisi varmış ancak orada kendisini  kötü bir sürpriz de bekliyormuş. Su birikintisinin tam ortasında; “o bölgenin en tehlikeli, en zehirli yılanlarından birinin ölüsü yüzüyormuş.”
Eğer suyu içmiş olsaymış Cengiz Han anında ölecekmiş.

Öfkeyle Kalkan Zararla Oturur


Cengiz Han kolunda ölü şahiniyle kampa dönmüş. Sonrasında çok sevdiği kuşunun altından heykelini yaptırmış.
Şahinin heykeldeki bir kanadında şu söz varmış :
Bir dostun sana hoşuna gitmeyen bir şey yapsa bile, unutma o hala senin dostundur.”
Diğer kanadında ise şu söz varmış :
Öfkeyle kalkan zararla oturur.



YARARLANILAN KAYNAK : Genghis Khan And His Falcon
BİLGİ NOTU : Cengiz Han Kimdir?

Lütfen blogda gördüğünüz hataları bildirin
Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…
Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi :
Kimdir? | Google’da Dedegi  
Kendisini aşağıdaki hesaplardan takip edebilirsiniz :
Facebook | Google+ | quup | YouTube | Twitter 

Tıptaki Muhteşem Gelişmeler

Son dönemlerde; tıptaki muhteşem gelişmeler sayesinde, ölümcül olan bir çok hastalığın tedavi edilmesi mümkün olabilecek. Organ nakli çalışmalarında Amerikan

bilim insanları, domuzdan insana organ nakli ve kalp hastalıkları  konusunda genetik olarak aile bireyleri arasında aktarılan bozuk bir geni embriyodan ayırarak önemli engellerden birini aşmayı başardı.

Şimdi bu gelişmelerin detaylarına bakalım…

Tıptaki Muhteşem Gelişmeler

Domuzdan İnsana Organ Nakli


Amerikalı araştırmacılar, 37 domuzun DNA’larının virüsten arındırıldığını ve bu gelişme ile domuzdan insanlara nakil konusundaki en önemli engellerden
birinin ortadan kaldırılmış olduğunu açıkladı. Organ naklinde, domuzun genetik kodunda yer alan ve insan dokularını enfekte eden 25 endojen retrovirüs büyük sorun teşkil ediyordu.

Amerikan bilim insanları, domuzdan insana organ naklinde sorun yaratan bu 25 virüsü başarıyla temizledi. Domuz DNA’sındaki anılan 25 virüs, genetik bilimi teknolojisinde çığır açan Crispr-Cac9 Teknolojisi ‘si kullanılarak temizlendi.

Üstteki resimde görülen Crispr isimli “genetik tamir” işlemi gebelik başlangıcı sırasında gerçekleştiriliyor. Söz konusu genetik tamir döllenme işlemi sırasında gerçekleştirildi. Hipertrofik kardiyomiyopati taşıyan bir erkekten alınan sperm sağlıklı yumurtalara aktarıldı ve bozukluk  Crispr teknolojisi ile düzeltildi.
Science dergisinde yayınlanan bir araştırmaya göre, Massachusetts merkezli eGenesis adlı firmadan bilim insanları gen değiştirme teknolojisiyle bu retrovirüsleri içermeyen bir domuz yavruları klonladı. Bu çalışma, domuzun deri hücrelerinde yapılan inceleme ile başlıyor.

İnsanla Domuzun Organları Birbirine Benziyor


Domuzlar organ büyüklükleri insanınkine benzer olduğu için önemli bir organ kaynağı olarak görülüyor. Bilim insanları özellikle domuzlardan kalp, böbrek, karaciğer ve akciğer transferine odaklanıyor. Organ naklinden başka tedavi imkanı bulunmayan rahatsızlıklarda domuzdan organ nakli önemli bir fırsat olarak görülüyor. Organ transferinde yeterince insan organı bulunamaması, araştırmacıları hayvanlar üzerinde deneylere yöneltmişti.

Kalp Hastalığına Genetik Tamir Yapıldı

Bilim insanları, ölümcül kalp hastalığına neden olan ve genetik olarak aile bireyleri arasında aktarılan bozuk bir geni embriyodan ayırmayı başardı. Böylece genetik hastalıkların nedeni olan 10 bine yakın bozukluğun önüne geçilmesi yolunda önemli bir adım atıldı.
ABD ve Güney Kore’den bilim insanlarından oluşan ekip “kurgulanan” embriyonun gelişmesini 5 gün daha takip ettikten sonra deneyi sonlandırdı.
ABD’den iki ayrı bilim kurumu, Güney Koreli bir ekiple bir araya gelerek, “sporcu hastalığı” olarak bilinen hipertrofik kardiyomiyopati üzerine yoğunlaştı.
Her 500 kişiden birinde görülen bu bozukluk, kalbin ani olarak atmayı bırakması ile sonuçlanabiliyor.
Bu bozukluk tek bir gendeki hatadan kaynaklanıyor ve bunu taşıyanların, bozukluğu çocuklarına yüzde 50 oranında aktarma ihtimali bulunuyor.



Yaranlanılan Kaynaklar :
Domuzdan insana organ naklinde önemli bir engel aşıldı
Bilim dünyasında bir ilk: Kalp hastalığına ‘genetik tamir’ tedavisi

BİLGİ NOTU :
Gen düzenlemesi nedir?
Organ Nakli Nedir?

Lütfen blogda gördüğünüz hataları bildirin
Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…
Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi :
Kimdir? | Google’da Dedegi  
Kendisini aşağıdaki hesaplardan takip edebilirsiniz :
Facebook | Google+ | quup | YouTube | Twitter 

Hong Kong’daki Çevre Faciası

Hong Kong hükümeti; çarşamba günü (9.08.2017) Çin’de  gerçekleşen bir deniz kazası sonucu,  kendi denizine yayılan palmiye yağının zehirsiz ve zararsız olduğunu açıkladı. Ayrıca hükümet,  Hong Kong’daki çevre faciası sonucu plajlarda büyük

miktarda palmiye yağı birikmesi ve kesin laboratuvar sonuçlarının henüz alınamadığı gerekçeleriyle, plajların kapalı kalacağını belirtti.

Hong Kong’da Çevre Faciası


Çevre koruma grupları ise bazı şirketlerin ürettikleri maddelerin maliyetlerini azaltmak için atıklarını Hong Kong’un kıyı suları ve plajlarına döktüklerini iddia ediyor.

Anılan gruplar ayrıca;  kötü kokulu beyaz palmiye yağı köpüklerinin, plajların kumsallarındaki kumlara da bulaştığını ve kumların 10 CM derinliğine kadar ulaştığını, bu sebeple yağın temizlenmesinin büyük zorluklar çıkardığını söylüyor.

Diğer taraftan, deniz biyologları; Hong Kong denizinden beslenen çeşitli balıkların,  yengeçlerin,  yaban kazlarının ve kabuklu hayvanların palmiye yağından hangi ölçüde etkilendiklerini araştırdıklarını açıklamıştır…

Yararlanılan Kaynak : New York Times

Lütfen blogda gördüğünüz hataları bildirin
Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…
Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi :
Kimdir? | Google’da Dedegi  
Kendisini aşağıdaki hesaplardan takip edebilirsiniz :
Facebook | Google+ | quup | YouTube | Twitter 

İlk Mutant Karınca Yaratıldı

ABD New York Üniversitesi ve Rockefeller Üniversitesi’ndeki iki bağımsız araştırma ekibi, iki değişik karıncayı genetik olarak değiştirdiklerini açıkladılar. İlk mutant karınca yaratıldı açıklaması bilim Dünyasın’da büyük bir merak uyandırdı. 1950’lili

yıllarda canavar filmlerinde gördüğümüz mutant karıncaları yetiştirmenin çok zor olduğu iddia ediliyordu. Yıllardır biyologlar farelerin ve pirinç gibi organizmaların genetiğini değiştirmeyi başarmışlardı.

Ancak; karıncaların karmaşık yaşam döngüsü, bugüne kadar genetik olarak tasarlanmış karıncalar yetiştirme çabalarını engelliyordu.
İki bağımsız araştırma ekibi, karınca genlerini silme çalışmalarını açıkladı.
8 Ağustos 2017’deki bu açıklamada; “Karınca koloni üyelerinin genetik açıdan çok benzer olsa da, onların karmaşık sosyal rollere sahip oldukları” ifade ediliyor. Karıncaların dişilerinin;  “yumurtlayan kraliçelerden biri veya işçi olabileceği ya da koloni temizleyicileri veya azılı bir savaşçı rolünü alabildikleri de” ileri sürülüyor.

Her iki araştırma grubu da karıncaların genini CRISPR-Cas9 tekniğini kullanarak aynı şekilde değiştiriyorlar.
Böylece bilim adamları, karıncanın koku reseptörlerinin önemli bir bileşenini eliyor ve bakteriyel moleküller genlerini kesmekte anılan tekniği bir makas gibi kullanıyorlar.
_
Bilim adamları ilk kez CRISPR tekniği ile değiştirilmiş sosyal davranışları olan mutant karıncalar yarattılar.

Mutant :  Organizmaların X, Y, Z, Gama ve benzeri hiper ışınımlara maruz kalması sonucunda, hücre çekirdeğindeki DNA dizilimlerinde ve sarmallarında bozulmalar sonucunda, canlının fizyolojik ve biyolojik özelliklerinde gözle görülür değişmelerin görülmesidir.
CRISPR-Cas9 : Genetikçilerin ve tıp araştırmacılarının, genomun çeşitli kısımlarına ekleme, çıkarma ya da DNA diziliminde değişim yapmalarına olanak tanıyan özgün bir teknolojidir.

KAYNAK : Washington Post
DAHA İLERİ OKUMA : Scientists create the first mutant ants

Lütfen blogda gördüğünüz hataları bildirin
Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…
Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi :
Kimdir? | Google’da Dedegi  
Kendisini aşağıdaki hesaplardan takip edebilirsiniz :
Facebook | Google+ | quup | YouTube | Twitter